loading

BAKANLAR KURULU KARARI ESER SÖZLEŞMESİ - YAPILMASI - DEĞİŞTİRİLMESİ - BOZULMASI

eBK.355

Başlanan bir işte kar kadar zarar etme olanağı da vardır. Bu nedenle, davacı yüklenici yapılacak şey tasarlanan miktardan fazla çalışma ve masrafı gerektirse bile sözleşmeye aykırı olarak zarar ettiğinden söz edip davalı iş sahiplerinden bedelin artırılmasını ve fiyat farkı ödenmesini isteyemez.Taraflar arasındaki özel hukuk alanına giren eser sözleşmesinin yapılmasında olduğu gibi değiştirilmesinde veya bozulmasında yine tarafların müşterek irade ve rızalarına ihtiyaç vardır.Bakanlar Kurulunun bir hükümet tasarrufu olan kararname ile özel hukuk ilişkilerine müdahalesi, yeniden düzenlemesi, iş sahiplerine daha fazla para ödeme mükellefiyeti yüklemesi, yüklenicilere bu konuda bir dava hakkı tanıması söz konusu olamaz.

YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Taraflar arasındaki davanın Kayseri Asliye 2. Hukuk Hakimliğince görülerek mahkeme ilamında belirtilen gerekçelere binaen verilen 14.7.1975 tarih ve 507/296 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar avukatı tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı avukatı M. H. A. ile davalı avukatı A. B. gelip temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı Z. T. eser sözleşmesi uyarınca davalılardan Fen İşçi Yapı Kooperatifinin arsası üzerine her biri 74.000 liradan olmak üzere 64 daireli işçi meskeni yapımını yüklenmiştir. Diğer davalı Sosyal Sigortalar Kurumu da, inşaası kararlaştırılan evlerden biri için yükleniciye ancak, (60.000) lira ödeme borcu altına girmiştir. Bu şartlar altında inşaat devam ederken 11.4.1974 tarihli resmî gazetede yayınlanan 7/7993 sayılı Kararname yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

Anılan Kararname ışığı altında 18.4.1974 gününde yapı durumunu tesbit ettiren yüklenici, davalı kooperatife başvurarak zam talebinde bulunmuş; isteğinin kabul edilmemesi üzerine bu davayı açarak son hak ediş günü 20.4.1974 den işin terk olunduğu 24.9.1974 gününe kadar yaklaşık 5 aylık sürede meydana getirilen işler karşılığı % 30 zam tutarı (464.287,25) liranın davalılara ödetilmesini istemektedir.

İşi bilirkişi kuruluna havale eden mahkeme, aldığı rapora dayanarak (411.453,06) liranın davacı yararına tahsiline karar vermiştir.

Davalı Fen İşleri Yapı Kooperatifi, ortaklarının mesken ihtiyaçlarını karşılıklı yardım ve dayanışma suretiyle gidermek amacıyla 1163 sayılı Kanuna göre kurulmuş tüzel kişiliği haiz hukuki bir varlıktır. Gerçekde davacı yüklenici ev yapımı hususundaki eser sözleşmesini, davalı Yapı Kooperatifi ile akdetmiştir. Diğer davalı Sosyal Sigortalar Kurumu ise, sözleşmede kararlaştırılan şekil ve şartlar çevresinde yüklenicinin hak kazanacağı eser parasından bir bölümünü ödeme borcu altına girmiştir. Başka bir deyimle kurum eser sözleşmesine işaret olunduğu biçimde katılmakla görevi icabı kooperatife aralarındaki iç münasebetin kapsamı oranında kredi sağlamakda, bir yandan da verilen paranın gereği gibi yerine harcanıp harcanmadığını kendi geleceği yönünden denetlemektedir.

Bu durumda, davaya konu teşkil eden ve uyuşmazlığın ortaya çıkmasına sebebiyet veren eser sözleşmesi yapılmakla taraflar için uyulması zorunlu bir takım önemli hukukî sonuçlar doğmakta karşılıklı haklar iktisap edilip borç altına girilmektedir. Şöyle ki, davacı yüklenici kooperatife karşı sözleşme gereği götürü pazarlık usulü ile yapımını borçlandığı işçi konutlarını; kararlaştırılan fiata yapmağa mecburdur. Ticarî alanda tüm çabalar, yürütülen işler, girişilen hukukî tasarruflar, kar sağlamaya sermaye artırılmasına yönelik olmakla beraber her zaman tasarlanan karın elde edilemediği, bazen yıllarca devam eden iş sonunda başa baş bir sonuca ulaşıldığı, hatta işletmenin büyük zararlara uğradığı, daima görülen ve duyulan hallerdendir. Başlanan bir işde kar kadar zarar etme olanağı da vardır. Bu itibarla, davacı yüklenici yapılacak şey tahmin edilen miktardan fazla çalışma ve masrafı gerektirse bile sözleşme hilafına zarar ettiğinden bahsile davalı iş sahiplerinden bedelin artırılmasını ve fiat farkı ödenmesini isteyemez.

Öte yandan davalı Sosyal Sigortalar Kurumu, aynı sözleşme ile Yapı Kooperatifine karşı belli sınırlar dahilinde muayyen bir kredi ayırmıştır. Bağlı olduğu yasa tüzük ve sözleşme buyruklarına ters düşer biçimde kurumun, ileride borçlusu durumuna geçecek olan kooperatifin muvafakatını almaksızın davacıya belli kredi dışında fazla bir bedel ödeme borcu altına giremeyeceği de açıktır.

Sonradan yürürlüğe giren davacının iddiasına dayanak aldığı Bakanlar Kurulunun 11.4.1974 tarihinde yayınlanan 7/7997 sayılı Kararname hükümleri, niteliği ve sonuçlarına kısaca değinilen bu hukukî ilişkiye nasıl etkili olabileceği, tarafları doğrudan doğruya bağlayıcı bir mahiyet taşıyıp taşımadığı hususu, dava konusu uyuşmazlık bakımından tartışılmaya değer görülmüştür. Taraflar arasındaki özel hukuk alanına giren eser sözleşmesinin yapılmasında olduğu gibi değiştirilmesinde veya bozulmasında yine tarafların müşterek irade ve rızalarına ihtiyaç vardır. Bir sözleşme hükmünün ortadan kaldırılması veya şartlarının evvelce olduğundan başka bir biçime dönüştürülmesi, ancak sözleşmeye katılmış bulunan tarafların yetkisi dahilindedir. Anlaşma dışında kalan gerçek veya tüzel bir kişinin belirtildiği üzere bir tasarrufda bulunması mümkün değildir.

Bakanlar Kurulunun bir hükümet tasarrufu olan böyle bir kararname ile özel hukuk münasebetlerine müdahalesi, yeni baştan düzenlemesi veya değiştirilmesi, iş sahiplerine daha fazla bir para ödeme mükellefiyeti yüklemesi, müteahhitlere bu konuda bir dava hakkı tanıması söz konusu olamaz. Anılan kararnamenin 1. Maddesinde [kamu sektörüne dahil kuruluşlar tarafından, bu kararname yürürlüğe girdiği tarihden önce eksiltmesi yapılmış olan işlerden, (Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından finanse edilen işler dahil) taahhüde bağlanmış veya bağlanacak bulunanlar için sözleşmelerine esas birim fiatların aşağıda gösterildiği şekilde yeniden tesbit ve uygulanmasına kuruluşlar yetkilidir] denilmekle hükümet daha ziyade iş sahibi olan kendi kuruluşlarına ve Sosyal Sigortalar Kurumuna ait sözleşmeleri günün ekonomik şartları karşısında tekrar ele alma imkanı vermekte, malzeme, işçilik ve makine fiatları ile ücretlerini belli koşullar altında yeniden düzenleme ve artırabilme yetkisi tanımaktadır. Bu husus kararnamede yazılı kuruluşların takdirine bırakılmıştır. Yoksa kamu sektörüne dahil kuruluşların yaptırdıkları bütün işlere mutlaka kararname hükümleri uygulanma ve yükleniciye fiat farkı verme zorunluğu öngörülmemiştir. Kararnamenin 3. madde buyruğu da işaret edilen görüşü açıkça doğrulamaktadır. Böyle bir imkanın doğması ancak iş sahiplerinin (kuruluşların) muvafakati yüklenicilerle bu konuda görüş birliğine varmış, fiat farkı ödeme hususunda sözbirliği etmiş olmalarına bağlıdır. Böyle üçlü bir sözleşmede fiat farkı verebileceğine dair kurumun tek taraflı müsaadesi asıl eser sahibi yapı kooperatifini ilzam etmiyeceği gibi, bu yoldaki kooperatifin kabulü de kurumu bağlamayacağı aşikardır. Bu gibi hallerde eser sahibi ile onu finanse eden kurum birtaraf, diğer yandan yüklenici olmak üzere karşılıklı şekilde fiat farkı verilmesi gerektiğine dair anlaşma yapmış olmaları ve durumu tesbit etmeleri lazımdır. Olayda açıklandığı üzere bir sözleşme ve mutabakat mevcut bulunmadığına göre, davacının iş sahibinden ve onu finanse eden Sosyal Sigortalar Kurumundan bir istekde bulunması mümkün değildir.

Yukarıdan beri belirtilen nedenlerle davalıların ileri sürdükleri temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulması gerekmiştir.

Öte yandan uyuşmazlığın çözümünde kararname hükümlerinin uygulanmasına yer olup olmadığının tayini tamamen hukukî bir mesele teşkil etmesi itibariyle mahkemenin görevine dahildir. Önce belli edilen konu halledildikten sonra bir fiat farkı verilmesi kanısına varılması halinde, hak kazanılan tutarın hesaplattırılması amacıyla bilirkişiye başvurulması icap ederken aksine işlemlere girişilmesi ve bilirkişinin hukukî düşüncelerinin benimsenmesi de doğru değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle mahallî mahkeme kararının davalılar yararına(BOZULMASINA), oybirliğiyle karar verildi.

Y15HD 24.11.1975 - K.1975/4651