Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, hafta tatil ücreti, izin ücreti, maaş alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, hafta tatil ücreti, izin ücreti, maaş alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işyerinde 10/09/2002 tarihinde işe başladığını ancak sigortalılık başlangıç tarihinin Aralık 2002 olduğu, davacının davalı işyerinde şef mekaniker olarak çalıştığını, 18/06/2012 tarihinde bir haftalık izin dönüşü işyerine gittiğinde servis müdürünün "işten atıldın, muhasebeye git hesabını kes" dediğini, muhasebe müdürünün yüz kızartıcı suç işlediğini bu nedenle istifa etmesi gerektiğini söylediğini, davacının istifa etmeyeceğini söyleyerek Sakarya 5. Noterliğinden 18018 yevmiye no ile işverene haksız fesih sebebiyle hak ve alacaklarının ödenmesi hususunda ihtarname gönderdiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ve hafta tatili çalışma ücreti, milli bayram ücreti, dini bayram ücreti, izin ücreti, maaş alacaklarını istemiştir
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının işyerinde mesai arkadaşlarına uygunsuz hareketlerde bulunması ,davacının K.E. isimli kişiye ahlaksız teklif ve tehditlerde bulunduğu, davalı şirket çalışanlarının davacı ile aynı işyerinde çalışmak istemediklerini yazılı ve imzalı olarak beyan etmeleri üzerine davacının iş akdinin haklı sebeple feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan deliller,tanık beyanları,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde;Sakarya 4.Asliye Ceza Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyasının onaylı örneğinin dosya kapsamında olduğu, davanın şikayetten vazgeçme nedeniyle düşürüldüğü anlaşıldığı, davacının davalı işyerinde SGK kayıtlarına göre 01/12/2002 tarihinde tarihinde çalışmaya başladığı, 16/06/2012 tarihi itibari ile işten ayrıldığı, davacı tanıklarının anlatımına göre davacının işyerinden bir bayan arkadaşı ile çay içmeye gittikleri ve bunun sonrasında kendisine iftira atıldığı, davalı tanıklarının anlatımlarına göre davacının işyerinden bir bayanı akşam eve bırakırken yolda araç içerisinde sözle ve elle sarkıntılıkta bulunduğu, bayanın ertesi gün servis müdürüne durumu anlattığı, davalı işveren tarafından bu olay şirkette duyulunca davacının iş akdine son verildiği, dosyaya celp olunan özlük dosyasında da K.E. isimli bayanın 16/06/2012 tarihinde işyerine dilekçe verdiği ve davacının kendisine araç içerisinde " seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun, seninle fizana bile gelirim gerekirse" yine yolda giderken "seni seviyorum, sana aşığım, sevgili olalım, kimse umrumda değil, " gibi sözler söylediğini ve elini tutmaya çalıştığını, kendisine çekmeye çalıştığını direnince de "eh amma naz yaptın" dediğini ve bunun üzerine davacının iş akdine son verildiği, İş Kanunu 25/II maddesi gereği ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranışları nedeniyle feshin haklı sebebe dayandığı, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatı talep etmeye hakkının bulunmadığı anlaşıldığından bu taleplerinin reddine, yıllık izin alacağı, bayram tatili alacağı ve fazla çalışma ücreti alacağının kısmen kabulüne, (fazla çalışma ücretinde hakkaniyet indirimi ve zamanaşımına giren bölümler talep dışı bırakılarak ) ücret alacağı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında davacı işçinin ücretinin miktarı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı en son net 1.450,00 TL ücret aldığını iddia etmiş ve buna yönelik tanık beyanlarına dayanmıştır.Davacı tanıkları davacının 1.450,00 TL ücret iddiasını doğrulamış,.... İş Sendikası'ndan emsal ücret araştırması da bu hususu teyit etmiştir.Buna göre davacının hüküm altına alınan hak ve alacakları net 1.450 TL ücret üzerinden hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır.
3-Taraflar arasında, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Zamanaşımı, bir maddi hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.
Hemen belirtmelidir ki, gerek İş Kanununda, gerekse Borçlar Kanununda, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir.
Uygulama ve öğretide kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına ilişkin davalar, hakkın doğumundan itibaren, eski 818 sayılı Borçlar Kanununun 125 inci maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabi tutulmuştur. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ıncı maddesinde de genel zamanaşımı 10 yıl olarak belirlenmiştir.
Tazminat niteliğinde olmaları nedeni ile sendikal tazminat, kötüniyet tazminatı, işe başlatmama tazminatı, 4857 sayılı İş Kanununun; 5 inci maddesindeki eşit işlem borcuna aykırılık nedeni ile tazminat, 26/2 maddesindeki maddi ve manevi tazminat, 28 inci maddedeki belgenin zamanında verilmemesinden kaynaklanan tazminat, 31/son maddesi uyarınca askerlik sonrası işe almama nedeni ile öngörülen tazminat istekleri on yıllık zamanaşımına tabidir.
Bu noktada, zamanaşımı başlangıcına esas alınan kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı hakkının doğumu ise, işçi açısından hizmet aktinin feshedildiği tarihtir.
Zamanaşımı, harekete geçememek, istemde bulunamamak durumunda bulunan kimsenin aleyhine işlemez. Bir hakkın, bu bağlamda ödence isteminin doğmadığı bir tarihte, zamanaşımının başlatılması hakkın istenmesini ve elde edilmesini güçleştirir, hatta olanaksız kılar.
İşveren ve işçi arasındaki hukuki ilişki iş sözleşmesine dayanmaktadır. İşçinin sözleşmeye aykırı şekilde işverene zarar vermesi halinde, işverenin zararının tazmini amacı ile açacağı dava da tazminat niteliğinde olduğundan on yıllık zaman aşımına tabidir.
4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacakları ise 818 sayılı Borçlar Kanununun 126/1 maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. 01.06.2012 tarihinden sonra yü
Y9HD 15.12.2015 - K.2015/35573